halis's profilekelebekPhotosBlogListsMore Tools Help

halis çakıcı

No list items have been added yet.

kelebek

ben ki toz kanatlı bir kelebeğim minicik gövdeme yüklü kafdağı bir zerreciğim ki arşa gebeyim dev sancılarımın budur kaynağı
April 25

adı sen koy

yok  sana söylenecek bir söz yaşanılacaksa yaşanılıyo kalbim kalbimi hisssemek istiyorum hislerim duygularım kirlenmişş  saf olan  bir tek kalbim AMİN
January 25

...............

BİZE YAŞAMASI SİZE KONUŞMASI DÜŞER
November 03

:::

sakın
 bu dünya
 göze görünür
ve
 görünmez
 her şeyiyle
doğacak bir çocuğu
kandırmak
için
 bütün insanların
birlik olup
 uydurduğu
müthiş bir yalan
 olmasın ?
ve
 sakın
o
çoçuk 
 ben 100_2585olmayayım

.

 ANNEME

Anne girdin düşüme.
Yorganın olsun duam;
Mezarında üşüme.

Anlamam, anlatamam.
Düşen düştü peşime,
Artık vadeler tamam...

 NECİP FAZIL KISAKÜREK

!

GÖZERİNİN İÇİNE BAKARAK KONUŞURDUM SANA
SEN KONUŞUYO SANIRDIN BENİ BENSE UÇUYOOO
YÜZÜNE BAKTIĞIN BEN DEĞİLDİM SANA BAKARKEN 100_2303 
 

sen ce ne ola bilir

anlatamadığım
bir
 şeydi
 senin yokluğun
yalnız
solgun
 susuz
içimde ki
 sensizlikle yaşadım
sensizliği
sen den
fazla tanıdım
gözlerim hep senindi
gözleirim heep sendin
damarlarımda dolaşan bir şey di
senin yokluğun
içimi titreten
boğaazımı düğümleyen
gözleriimin
buğusuydu 
senin yokluğun
 
October 30

ney 'di,

senin adın
 neydi
 mevsimlerden de
neydi
neydi
 o
günler
 ney100_2561di

bu nasıl yara

ellerim soğuk
içimde bir ürperti
aynadaki yüzüm yıllar sonra gördüğüm
işte kendim
ve
 şimidi
nerde
nasıl
geldiğim yolları bilmiyorum ki baktığım hiç bişey benim değil
gülerken yüzüm ağlamaklıdır kalbim
kalbim kalbim  kalbim
içime düşen her ateşte biraz daha kendim oldum
kendim oldum ben kimdim
kendimle kalınca başbaşa kendim dedi ben kimdim ben
 ben dedi ben bendim sen kimsin100_1561
 
October 24

ya hatırasın ya hayal

anladım işte anlamak neymiş
yalnızlık neymiş 100_2586
August 28

evet başlık gerekli

sanki ben ne yapıyorum
 nedenlerin karşısındayım 
neden nedenler
kaybettim kendimi hep dışta arıyorum   
kendimi dıştan alamıyorum
dışta değilim kendimi dıştan alamıyorum
 
August 20

necip fazıl

1946nfk

İSMET ÖZEL

 Erbain: CELLÂDIMA GÜLÜMSERKEN ÇEKTİRDİĞİM SON RESMİN ARKASINDAKİ SATIRLAR
Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında.
Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
ben yaşarken koptu tufan
ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kâinat
her şeyi gördüm içim rahat
gök yarıldı, çamura can verildi
linç edilmem için artık bütün deliller elde
kazandım nefretini fahişelerin
lânet ediyor bana bakireler de.

Sözlerim var köprüleri geçirmez
kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
uçtum ama uçuşum
radarlarla izlendi
gayret ettim ve sövdüm
bu da geçti polis kayıtlarına.

Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
laboratuarda çalışanlara sorarsanız
ruhum sahte
evi Nepal'de kalmış
Slovakyalı salyangozdur ruhum
sınıfları doğrudan geçip
gerçekleri gören gençlerin gözünde.
Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben
kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
sanki ne anlıyorum?

Ola ki
şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
Telâş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum
çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
devlet sırrıyla birlikte insanın
sinematografik bir hayatı olabilir
o kibar çevrelerden gizli batakhanelere
yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
ve sonunda estetik bir
idam belki...

Evet, evet ruhu olmak
bütün bunları sağlayamaz insana.
Doğruysa bu yargı
bu sonuç
bu çıkarsama
neden peki her şeyi bulandırıyor
ertelenen bir konferans
geç kalkan bir otobüs?
Milli şefin treni niçin beyaz?
Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?
Ne saçma! Ne budalaca!
Dört İncil'den Yuhanna'yı
tercih edişim niye?

Ben oysa
herkes gibi
herkesin ortasında
burada, bu istasyonda, bu siyah
paltolu casusun eşliğinde
en okunaklı çehremle bekliyorum
oyundan çıkmıyorum
korkuyorum sıram geçer
biletim yanar diye
önümde bir yığın açalya
bir sürü çarkıfelek
gergin çenekli cesetleriyle
önümde binlerce çiçek
korkuyorum sıra sende
sen de başla ve bitir diyecek.
Yo, hayır
yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
söyleyin
aynada iskeletini
görmeye kadar varan kaç
kaç kişi var şunun şurasında?

Gelin
bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
Bana kötü
bana terkettiğiniz düşünceleri verin
o vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
onları verin, yakınmalarınızı
artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
ben aştım onları dediğiniz ne varsa
bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
içinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
verin bana
verin taammüden işlediğiniz suçları da.

Bedelinde biliyorum size çek
yazmam yakışık almaz
bunca kaybolmuş talan
parayla ölçülür mü ya?

Bakın ben, birçok tuhaf
marifetimin yanısıra
ilginç ödeme yolları bulabilen biriyim
üstüme yoktur ödeme hususunda
sözün gelişi
üyesi olduğunuz dernek toplantısında
bir söyleve ne dersiniz?
Bir söylev: Büyük İnsanlık İdeali hakkında!
Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
kazanana vertigolar, nostaljiler
karasevdalar çıkar.

Yapılsın adil pazarlık
yapılsın yapılacaksa
işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
Ne yapsam
döl saçan her rüzgârın
vebası bende kalacak
varsın bende biriksin
durgun suyun sayhası
yumuşatmayı bilen ateş
öğüt sahibi toprak
nasıl olsa geri verecek
benim kılıcımı.
 

AMENTÜ

İnsan
eşref-i mahlûkattır, derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı

ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklâmların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için kanıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm ecza uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.

Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmî mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
Tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa.

Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar, çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide meselâ.

Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
oysa her gün
merkep kiralayıp ta kazılan kökleri
Forbes firmasına satan
babamdı.

Budur
İşte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güçbelâ kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.

Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilâl haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler içinde kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.

İnsanın
gölgesiyle tanımladığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:

Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere

Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde

Çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:
Tanrı uludur Tanrı uludur
polistir babam
Cumhuriyetin bir kuludur

bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
kokak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sanarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak için saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri
meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
fly Pan-Am
drink Coca-Cola.

Tutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
Ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.
Orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamayı.

Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
Nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkalanmış çocuğa rahîm olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?

Hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
Ve rüzgâr.
Ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifirî kokusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi âlemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla Varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
 

erbain

KANLA KİRLENMİŞ EVRAK

Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında.
Aşklarım, inançlarım işgal altındadır
tabutumun üstünde zar atıyorlar
cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır
toprağa sokulduğum zaman çapa vuran adamlar
denize yaklaşınca kumlar ve çakıltaşları
geçmiş günlerimi aşağılamaktadır.

Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında.
Ve rüzgâr buruşturuyor polis raporlarını
kadınlar fazlasıyla günaha giriyorlar
bazı solgun gömleklerin çözük düğmelerinden
çelik tırpan gibi silkiniyor çocuklar
denizin satırları arasında.
Gece arsızca kükrüyor paslı beyninde şehrin
küfre yaklaştıkça inancım artıyor.

Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkındaKANLA KİRLENMİŞ EVRAK

Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında.
Aşklarım, inançlarım işgal altındadır
tabutumun üstünde zar atıyorlar
cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır
toprağa sokulduğum zaman çapa vuran adamlar
denize yaklaşınca kumlar ve çakıltaşları
geçmiş günlerimi aşağılamaktadır.

Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında.
Ve rüzgâr buruşturuyor polis raporlarını
kadınlar fazlasıyla günaha giriyorlar
bazı solgun gömleklerin çözük düğmelerinden
çelik tırpan gibi silkiniyor çocuklar
denizin satırları arasında.
Gece arsızca kükrüyor paslı beyninde şehrin
küfre yaklaştıkça inancım artıyor.

Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yokettim.
Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
başından başlayabilirim.

öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yokettim.
Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
başından başlayabilirim.
August 19

ne alaka

Breathe easy
 
göze zulüm
seni nasıl gülümsettiğini görüyorum
göze zulüm
onu bir zamanlar benim olanı tutarken izlemek
niye yalan söyledim ki?
ne bulmak için yürüyüp gittim ki?
ooooff neden oof neden
ben..rahatça nefes alamıyorum
gece uyuyamıyorum
sen burda benim yanımda olana kadar
hayır ..ben rahat nefes alamıyorum
başka bir rüya göremiyorum henüz
sen yanımda yatmıyorken
hiç hava yok
bana lanet et içinden(curse.me.insde)
ağlamana neden olan her söz için
bana lanet et içinden
unutmayacağım
hayır unutmayacağım bebeğim
bilmiyorum neden
bulmak için aradığım kişiyi terkettim
oof..neden ooof..neden
aklımı kaçırmışım
artık hiçbir şey mantıklı gelmiyor
seni hayatıma geri istiyorum
tüm nefes alma nedenim bu
oooooooooooooffffff ooff!!!!
söyle bana neden
oof. ne olur söyle bana neden
başka bir rüyayı göremiyorum henüz
sen yanımda yatmıyorken
hava yok.
 
İN THE END
Bir şeyle başlıyor
Ne kadar uğraşırsan uğraş hiçbir önemi yok, neden bilmiyorum.
Aklında şunu tut
Bu şiiri uygun zamanda açıklamak için yazdım
Tek bildiğim zaman değerli bir şeydir
Sarkaç sallanırken onun uçup gitmesini seyret
Günün sonuna kadar zamanın geriye doğru sayımını izle
Saat hayatı uzaklaştırarak işliyor
Bu çok gerçekdışı
Dışarıdan aşağıya bakmadım
Zamanı pencerenin önünden geçip giderken seyret
Tutunamaya çalışırken
Ama zamanı sadece senin gitmeni izlemek için harcadığımı bile bilmiyordum
Herşeyi içimde tuttum ve uğraşmama rağmen
Herşey dağılıverdi
Böylesine fazla uğraşırsam bütün bunların bana ifade ettiği eninde sonunda sadece bir hatıradan ibaret olacak Ve o kadar ileri gittim
Ama en sonunda hiçbir önemi bile kalmadı
Hepsini kaybetmek için düşmeliydim
Ama en sounda hiçbir önemi kalmadı
Bir şey....
Ne kadar uğraştığının hiçbir önemi kalmıyor,neden bilmiyorum
Şunu bil ki bu şiiri kendime ne kadar çok uğraştığımı hatırlatmak için yazdım
Benle dalha geçip durmana rağmen, senin bir parçanmışım gibi hareket ediyordum
Kavga ettiğimiz zamanları hatırlıyorum da nasıl bu kadar ileri gitti şaşırıyorum
Hiçbirşey eskisi gibi değil artık
Beni artık tanıyamazsın bile
Beni yeniden tanıyacaksın sonra
Ama hepsi bana geri dönüyor
en sonunda
Herşeyi içimde tuttum ve uğraşmama rağmen
Herşey dağılıverdi
Böylesine fazla uğraşırsam bütün bunların bana ifade ettiği eninde sonunda sadece bir hatıradan ibaret olacak Ve o kadar ileri gittim
Ama en sonunda hiçbir önemi bile kalmadı
Hepsini kaybetmek için düşmeliydim
Ama en sounda hiçbir önemi kalmadı
Sana güvenmiştim
Gidebileceğim yere kadar zorlamıştım
Ve bütün bunlar için bilmen gereken tek şey var
Sana güvenmiştim
Gidebileceğim yere kadar zorlamıştım
Ve bütün bunlar için bilmen gereken tek şey var
O kadar çok uğraştım
Ve o kadar ileri gittim
Ama en sonunda hiçbir önemi bile kalmadı
Hepsini kaybetmek için düşmeliydim
Ama en sounda hiçbir önemi kalmadı                           
 
ONE STEP CLOSER
artık buna dayanamıyorum
daha önce söylediğim şeyleri söylüyorum
bütün bu sözler anlam ifade etmiyor
cahillikte saadet buluyorum
ne kadar az duyarsam o kadar az söyleyeceksin
ama nasıl olsa sen onu keşfedeceksin
her zamanki gibi
bana söylediğin her şey
beni bıçak ağzına bir adım yaklaştırır
ve parçalanmak üzereyim
nefes almak için biraz boşluğa ihtiyacım var
çünkü bıçak ağzına bir adım daha yakınım
ve parçalanmak üzereyim
açık olmayan cevaplar buluyorum
yok olmak için bir yol bulmayı diliyorum
bütün bu düşünceler anlam ifade etmiyor
cahillikte saadet buluyorum
hiçbir şey gidecek gibi görünmüyor
yeniden ve tekrardan
seninle konuştuğumda çeneni kapa
 
NUMB
Senin istediğin gibi olmaktan sıkıldım
Yerin altında inançsız bir sekilde kaybolumuş hissediyorum
Benden ne beklediğini bilmiyorum
Senin ayakkabilarının içinde yürümenin baskısı altındayım
Attığım her adim sana göre yeni bir yanlış
O kadar hissizleştim ki senin burada olduğunu fark edemiyorum
Çok yoruldum
Ne hale geldiğimin çok daha fazla farkına vardım
Tüm yapmak istediğim istediğim daha cok benim gibi, daha az senin gibi olmak
Beni boğduğunu göremiyor musun?
Kontrolu kaybetme korkusu ile çok sıkı tuttuğunu
Çünkü benim olabileceğimi sandiğin her şey
Dağılıverdi gozünün önünde
Attığım her adim sana göre yeni bir yanlış
Ve harcadiğim her saniye dayanabileceğimden fazla
Ve biliyorum
Hüsrana da uğrayabilirim
Ama biliyorum
Sende hayal kırıklığına uğrayan biriyle tıpkı benim gibiydin
 
A Place For My Head
Oturmuş gökyüzündeki ayı seyrediyorum
Karanlık gece ile aydınlık güneşte
Ay güneş kadar aydınlık vermiyor
Ayın gerçek olmaya bir borcu var
Düşünüyorum hareket ediyorum
Onayladıkların o zaman hızlı
Çevrende dön ve benim hakkımda sormaya başla
Sendeki eşyalarımı geri istiyorum
Hastayım gerginim hastayım açım
Hastayım yerime bakıyorsun sana borçluyum
Aç gözlülük besleyecek başka bir yer bul
Süre ver bana kafamı dinleyeceğim
Başka bir yer istiyorum
Anlamadığını söylediğinde nefret ediyorum.
(seni görmek bile istemiyorum)
enerjimi istiyorum düşman ile
kafamda bir yer
belki bir gün sevebilirim ve
insanların attıkları adımları ve
koşuyorum insanlardan uzağa düşünüyorum biliyorum
o zaman geçmişi anımsıyorum
sakince kullanıyorum güçlüce kullanıyorum
elim açıktır bilmelisin bunu
giyindim ve hoş geldiniz
her yer yalnız ve sessi
 
 
WHİT YOU
 
bugun bir ruyaya uyandım
degısmeyen sogukluga
ve soguk ayakalırımı zemine koydum
dun hakkındakı herseyı unuttum
daha fazla oldugum yerde degılmısım gıbı davranıdıgmı hatırlayarak
biras iki yüzlülük tadıyla
ve hatalar dalgasının ıcıne bırakıldım
yavasca tepkı gosterrek
ve bana ne kadar yakın olsanda
haleda cok uzaksın
hıssetıgım sey dogru
yüzüne bakarak yemın ettım
senının tonu
hayallerimi susluyor
benımle olmasanda
sımdı bılıyorsun herseyımı cımde tutugumu
sımdı bılıyorsun seninle gozlerımı kapattıgımı
sana vurdum ve sen benı sırtımdan vurdun
yere dustuk
gunun gerı kalan kısmında oturur
bunun ve onun arasında ii bir alan
bir seyler ters gıttıgı zaman
gecmıstekıler gercek deil gibi davranıyorum
bu hatıraya dusuruldum
ve hatalar dalgası arasına bırakıldım
yavsaca dırenerek
bana yakın olsanda
haleda cok uzaksın
seni geri getiremem
hissetigim sey dogru
suradına bakarak yemın ettım
sesının tonu
hayallerımı susluyor
benımle olmasanda
ben senınleyım
sımdı bılıyorsun herseyımı cımde tutugumu
sımdı bılıyorsun seninle gozlerımı kapattıgımı
sımdı bılıyorsun herseyımı cımde tutugumu
sımdı bılıyorsun seninle gozlerımı kapattıgımı
ne kadar uzaklastıgımız önemli deil
yarını gormek ıcın bekleyemem
ne kadar uzaklasgımız önemli deil ben
yarını gormek ıcın bekleyemem
sımdı bılıyorsun herseyımı cımde tutugumu
sımdı bılıyorsun seninle gozlerımı kapattıgımı
sımdı bılıyorsun herseyımı cımde tutugumu
sımdı bılıyorsun seninle gozlerımı kapattıgımı
 
WHAT I've DONE
 
Bu veda da
Kan yok
Özür yok
Çünkü pişmanlığa boğuldum in tane yalanın gerçeğinden
O yüzden bırak merhamet gelsin ve temizlesin
Ne yaptım ben
Kendimle yüzleşeceğim
Dönüştüğüm şeyin üstünü karalamak için
Kendimi silmek
Ve yaptığım şeyden kurtulmak için
Dinlenmesine izin ver benimle ilgili düşündüğün şeyin
Ben kuşkunun elleriyle geçmişteki hataları silerken
O yüzden bırak merhamet gelsin ve temizlesin
Ne yaptım ben
Kendimle yüzleşeceğim
Dönüştüğüm şeyin üstünü karalamak için
Kendimi silmek
Ve yaptığım şeyden kurtulmak için
Yaptığım şey yüzünden tekrardan başlıyorum
Ve ne kadar acı verirse versin
Bu bugün bitecek
Yaptığım şeyi bağışlıyorum
Kendimle yüzleşeceğim
Dönüştüğüm şeyin üstünü karalamak için
Kendimi silmek
Ve yaptığım şeyden kurtulmak için
Ne yaptım ben
Yaptığım şeyi bağışlıyorum
 
VALENTİNE'S DAY
Tüm içim küle döndü, yavaşça
Ve esti ben çöktüğümde, soğukça
Kara bir rüzger onları uzağa ürdü, görünüşten
Ve karanlğı tut gün üstüne, bu gece

Ve üstteki bulutlar yavaşça hareket ediyor
Hoşnutsuz görünüyorlar
Ama kalpsiz rüzgar estikçe esiyor, esiyor.

Ben kendi korumamda olurdum, ama şimdi değil
Çünkü benim yolum rotayı şaşırdı, her nasılsa
Kara bir rüzgar seni uzağa ürdü, görünüşten
Ve karanlğı tut gün üstüne, bu gece

Ve üstteki bulutlar yavaşça hareket ediyor
Hoşnutsuz görünüyorlar
Ve alttaki yer soğuyor,
Seni aşağı içine koydukları gibi
Ama kalpsiz rüzgar estikçe esiyor, esiyor.

Öyleyse sen gittin,
Ben hatalıydım
Bunun hiçbir zaman yalnız kalmaya benzeyeceğini bilmedim

Sevgililer gününde
Sevgililer gününde
Sevgililer gününde
Sevgililer gününde
Sevgililer gününde

Ben kendi korumamda olurdum, ama şimdi değil
Çünkü benim aklım rotayı şaşırdı, her nasılsa
Ben kendi korumamda olurdum, ama şimdi değil
Çünkü benim aklım rotayı şaşırdı, her nasılsa
 
THE LİTTLE THİNGS GİVE YOU AWAY
 
Sular geliyor, pencerelere doğru, merdivenlerin üstüne,
Soğuk bir yağmur, okyanus gibi her yerde.
Benim için ulaşmak istemiyorsun, değil mi?
Senin için hiçbir şeyim, küçük şeyler seni ele veriyor.
Ve şimdi hiçbir yanlış anlama olmayacak
Setler kırılmış..
Senin hep istediğin
Sana gerçekten bakacak birisi..
6 fit su altında, ben yapıyorum.
Umutlar tükeniyor, kuşaklar kayboluyor.
Su ile yıkıldı, sanki bir ulus gibi basitçe bakıyor.
Benim için ulaşmak istemiyorsun, değil mi?
Senin için hiçbir şeyim, küçük şeyler seni ele veriyor.
Ve şimdi hiçbir yanlış anlama olmayacak
Setler kırılmış.
Senin hep istediğin
Sana gerçekten bakacak birisi..
6 fit su altında, ben yapıyorum
Senin hep istediğin
Sana gerçekten bakacak birisi..
6 fit yeraltında,şimdi ben, şimdi ben yapıyorum.
Küçük şeyler seni ele veriyor..Küçük şeyler seni ele veriyor…
Senin hep istediğin, sana gerçekten bakacak birisi….
 

THE DOWN SYNDROME
insanlar etrafında dolanır durur , seni hayal kırıklığına uğratırlar
Gittiğin yerler, gördüğün kimseler
Gerçek
Olmasını sağlamak sana bağlı
Gerçekleştirmek sana bağlı
Ve nasıl hissettirdiğini bilirsin
Biraz kanamanın
Biraz ihtiyac duymanın
Bana ne bildiğini söyle
Bana nasıl hissettiğini söyle
Düştüğünde bir önemi yoktur.
Bana ne zaman gözlerinle baksan
Yüzündeki bu gülüş mutlu görünür.
Mutlu musun?
Evet,EveT
 
 
SOMEWHERE I BELONG
Bu başladığında söyleyecek hiçbir şeyim yoktu
Ve içimdeki hiçbirşeysizlikte kaybolmuştum
Kafam karışıktı
Ve kafasında böyle şeyler olan tek insan olmadığımı bulmak için
onların dışıma çıkmasına izin verdim
İçimde...
Ama onların görebildiği tek şey şu: sadece açığa çıkan kelimeler,
benim hissetmem için bırakılan gerçekliklerdir
Kaybedecek hiçbir şey yok
Sıkışmış bi durumdayım, içim delik ve yalnızıIM
Ve hata benim kendimin,ve hata kendimin
İyileşmek istiyorum,
düşündüklerimin asla gerçek olamayacağını hissetmek istiyorum
Bu kadar uzun zamandır hissettiğim acının gitmesini istiyorum
O gidene kadar bütün acıları sil
İyileşmek istiyorum,
gerçek bir şeye yakınmışım gibi hissetmek istiyorum
Ait olduğum yerde hep istediğim bir şey bulmak istiyorum
Ve söyleyecek hiçbirşeyim yok
Yüzümün üstüne yere serilmediğine inanamıyorum
Kafam karışık
Sadece aklımda hayal ettiğim gibi olmadığını görmek için
her yere bakıp duruyorum
Ben neyim?
Negatiflik dışında neyim var?
Çünkü herkesin bana bakma nedenini bulamıyorum
Kaybedecek bir şey yok
Kazanacak birşey yok, içim delik ve yalnızım
Ve hata sadece benim ve hata sadece benim
Bunu kendi üstümde deneyenekadar asla kendim olduğumu bilemeyeceğim
Ve yaralarım iyileşene kadar başka hiçbir şey hissetmeyeceğim
Benden kendimden ayrılana kadar hiçbirşey olamayacağım
Kendimden ayrılacağım, bugün kendimi bulacağım
İyileşmek istiyorum, ait olduğum yerdeymişim gibi hissetmek istiyorum
İyileşmek istiyorum, ait olduğum yerdeymişim gibi hissetmek istiyorum
Ait olduğum yerde...
 
 
SHE SHİNES
O kafamda bir çiçek gibi parlar
Herkes onu koparmak ister
O beni sevdiğini söyledi ve bana yalan söyledi
O nehirin yanındaydı ve bana yalan söyledi
O kafamda bir çiçek gibi parlar
Herkes,onu kendi yatağında ister
O seni sevdiğini söyledi ve sana yalan söyledi
O nehrin yanındaydı ve sana yalan söyledi
Öyle istekli ki
Öyle istekli ki
Öyle istekli ki
öyle istekli ki
öyle istekli ki
 
 
SHADOW OF THE DAY
Pencerenin altındaki iki kilidi de kapattım
Her iki perdeyi de çektim ve arkamı döndüm
Bazen çöZümler o kadar da basit olmaz
Bazen elveda demek tek çaredir
Ve güneş senin için doğacak
Güneş senin için doğacak
Ve günün karanlığı,
Dünyayı sönük bir şekilde kaplayacak
Ve güneş senin için doğacak
Pencerenin üzerindeki çiçekler ve kartların içinde
Arkadaşların kalman için sana yalvarır
Bazen başlangıçlar o kadar da basit olmaz
Bazen elveda demek tek çaredir
 
 
RUNAWAY
grafiti yazısı
kuru ve tozlu bir gokyuzunun altında
degısmeyen bır baskı
kırılmıs ınancın zırvesınde
bana ogrettıgın seyler
ogrendıklerım hıc dogru degıldi
sımdı kendımı bır sorunun ıcınde buluyoruM
yıne benı parmaklarıyla gosterıyorlar
topluluk tarafında suclu
yıne benı parmakla ısaret edıyorsun
gitmek istiyorum
elveda demeden
gerceklerı bılmesk ıstıyorum
nıcın dıye endıselenmek yerıne
cevabı bılmek ıstıyorum
daha fazla yalan degıl
kapıyı carpmak ıstıyorum
ve zıhnımı acmak
kagıt cantalar ve sınırlı sesler
kuru ve tozlu bır gok yuzu altında
baska bır baskı dalgası
doldurdugundan daha fazla
hareket alan konusmalarım
bu sozler hıc dogru olmadı
sımdı kendımı bır sorunun ıcınde buluyorum
yıne parmaklarıyla ısaret edıyorla
topluluk tarafından suclu
yıne parmaklarınızla ısaret edıyorsunuz
gitmek istiyorum
elveda demeden
gerceklerı bılmesk ıstıyorum
nıcın dıye endıselenmek yerıne
cevabı bılmek ıstıyorum
daha fazla yalan degıl
kapıyı carpmak ıstıyorum
ve zıhnımı acmak
gıdecegım,ve elveda demeyecegım
gidecegım,gidecegim,gidecgim,gidecegim
gıdecegım ve neden dıye endıselenmeyecegım
gıdecegım,gıdecegım,gıdecgım,gıdecegım
gıdecegım,zıhnımı acacagım
gıdecegım,gıdecegım
gidecegim,gidecegim
 
 
REDİNG MY EYES
Mikrofon taciz ediyor
İstemeden soyuyor
Ahmaklar esrarlarını çekiyor, sarhoşlar pisliklerini yapıyor
Silah satanlar ise ünlülerin en ünlüsü
MC 'de yaşa, barışçıl ve dinlendirici bir yer
Sessizlik kontrole alındı, silahlar büküldü
Eğlenceli bişey yap, olmadımı hemen kaç
Soğuk bi özet çıkar sonra bunlara tükürüp git
Yarattım, ortadan kaldırdım, yarıda kaldığını biliyorum
Peygamber olmak benim elimde
Zirvede, durdu, keçe gibi sallandığım zaman şoka giriyorum
Kitlenmesiyle beraber şiirlerimde huysuzlaştı
Herşeye lanet olsun!, acılarla patlıyorum
İnsanlar psikolojisiyle sağlıklı şiirler yazabiliyor
Uyusturucu kullananlar benliğime etki edemeyecekler
Yılbaşı çam ağacını italyan rockçılarıyla tasarladım
MCler geldiğinde şoka uğrayacaklarını şimdiden kafamda canladırıyorum
Gözlerimi okuyacaksın birçok şey söyleyeceksin
Gurumu kaybedeceğim birçok gün beni kurtaracaksın
Çamura saplandım!
Çünkü yazılara ben tükürüp atacağım, tamamen değersizler
Senden bir o tokatı yiyeceğim
Müziğime hakim ol
Bana geliyor musun?
Düşünceleri ele geçiremezsin
Çok komik!
Benim tarafımdan böyle bi hastalığa yakalanacaksın
Kötülük!
Bunları aşıyorum
Heyecanlı dostluklar..
Ekipler ve takımlar
Evlenmemiş, adam ve hanımlar
Bunlar benim hayatım
Güneş batımı, gece dövüşü
Hiç bir şeyi görmemeyi deniyorum fakat ilginç olaylar oluşuyor
Yazdığım zamanlarda
Gözlerim ufuk çizgisindeydi
Mike zirveye çıktı, Krylon'da ağlamaya başladı
Ateş içindeler, kaba adamların kafası rahat!
Ateri oyunu kahramanı gibi sarsılır haline geldim açıkcası
Kuş kafesindeki kahraman olur gibi, ve sapıklık gibi
ve MCler sinirli halimden dolayı benle bilirlikte olmak istemiyorlar
Gözlerimi okuyacaksın birçok şey söyleyeceksin
Gurumu kaybedeceğim birçok gün beni kurtaracaksın
Neden yok?
Ne saklanıyor?
Neden yok?
Ne saklanıyor?
Neden yok?
Ne saklanıyor?
neden bana verilmiyor neyi hak edemedim?
neden bana verilmiyor neye inandıramadım?
neden bana verilmiyor neyi hak edemedim?
neden bana verilmiyor neye inandıramadım?
Gözlerimi okuyacaksın birçok şey söyleyeceksin
Gurumu kaybedeceğim birçok gün beni kurtaracaksın
 
QWERTY
ödenecek bir borcum olduunu düşünmemiştm
onlar gelene ve geride bıraktıklarımı alana kdr
bugn beni bir teste sokmayacağını söyledn
ama bunu dün söylüyo olduunu hatırlıorm
aklın kontrol dışında diilken zaman vardı
her an ve itiraf ruhundan dökülüyor
bu basit düşünceler gibi onları tamamen yuttun
başka bi yalan takip etmek zor seni evine kdr izlediler ve böyle
yıkılmış.. suçunun bir kurbanı
bu yalan kontrol dışı
başka bi yalan takip etmek zor seni evine kdr izlediler ve böyle
yıkılmış.. yalanlarının bir kurbanı
yalanlarının arkasına saklanıyorsn
nedenini bilmiorsn
sınırı geçtn
yalanlarının içine sarılmışsn
yalanlarının arkasına saklanıyorsn
soğuk maskenin içinde kayıpsn
yalanlarının arkasındaki
Ne söyleyebilecek olduğumu düşünmeni bilmek zor
öyle görünüyor ki biz asla doğruyu konuşamayacaktık
her dier dakikada kendi yerimden uzağım
ücretsiz bir iş, söyleyebileceini düşündüm
bu yüzden muhtemelen bildiini tahmin ediyorum
için boş olduunda soğuk olmalısn
çaldıın saf düşünceler gibi, bu seni tamamnen yutacak
başka bi yalan takip etmek zor seni evine kdr izlediler ve böyle
yıkılmış.. suçunun bir kurbanı
bu yalan kontrol dışı
başka bi yalan takip etmek zor seni evine kdr izlediler ve böyle
yıkılmış.. yalanlarının bir kurbanı
yalanlarının arkasına saklanıyorsn
nedenini bilmiorsn
sınırı geçtn
yalanlarının içine sarılmışsn
yalanlarının arkasına saklanıyorsn
soğuk maskenin içinde kayıpsn
yalanlarının arkasındak
numara yapıorsn hatalısın
senin ruhundan dökülenleri aldıımı düşünüyorsan
vazgeçilmiş, bnden ne alıncaktı
bnm bilgiç ruhum hakkındaki her şey
yıkılmış.. senin kurbanın
sahtekar, hatalısın
senin ruhundan dökülenleri aldıımı düşünüyorsan
yıkılmış.. senin yalanlarının kurbanın
yalanlarının arkasına saklanıyorsn
nedenini bilmiorsn
yalanlarının içine sarılmışsn
yalanlarının arkasına saklanıyorsn
nedenini bilmiorsn
sınırı geçtn
yalanlarının içine sarılmışsn
yalanlarının arkasına saklanıyorsn
soğuk maskenin içinde kayıpsn
yalanlarının arkasındaki
 
 
 
PUSHİNG ME AWAY
sana yalan soyldım
her zaman yaptıgım yolla
bu son gulumseme
seninle olmak hatrına rol yapacagım
hersey parcalandı
hıcbır zaman kaslarını bıle kırpmayan ınsanlar
sonunda yıkılı
bir yalanın arkasına saklanma fedakarlıgı
hersey bıtmelı
sonra sende anlayacaksın zamanımızın bıttıgını
rahatlamayı izlemek için
fedakarlık yapmak bilinmıor
neden kacmadım
neden kendıme bu oyunu oynadım
sımdı benı benı test ederek uzaklasıtırısını goruorum
neden kacmadım
neden kendıme bu oyunu oynadım
sımdı benı benı test ederek uzaklasıtırısını goruorum
senı sevmeye calıstım
senın ıstedıgın herseyı yapmayada
bu son anlar
suclamayı kabul edecegım senınle olmak hatrına
hersey parcalandı
hıcbır zaman kaslarını bıle kırpmayan ınsanlar
sonunda yıkılı
bir yalanın arkasına saklanma fedakarlıgı
hersey bıtmelı
sonra sende anlayacaksın zamanımızın bıttıgını
rahatlamayı izlemek için
fedakarlık yapmak bilinmıor
 
 
 
POİNTS OF AUTHORİTY
Oyundan çekil, birileri
Seni resimden çıkartıp ismini utandırmadan önce
Yüzünü ört, yarışı yürütemezsin
Hız çok fazla, sonunu getiremezsin
Sana bakış şeklimi seviyorsun
Zevk alırken beni korkunç şeylerin içine sokuyorsun
Teslim olsam alıp ürürsün
Hayatım ve gururum kırıldı
Asla yanılmadığını düşünmeyi seviyorsun
Önemli biriymiş gibi davranmayı seviyorsun
Birisinin senin gibi acı çekmesini istiyorsun
Yaşadıklarını paylaşmak istiyorsun
Öğrendiğin şeyleri yaşarsın
Yapacağımı söylediğim şeyleri seviyorsun
Sadece sana geri dönmek için kendime acı çektirişimi
Teslim olsam alıp ürürsün
Hayatım ve gururum kırıldı
 
 
 
PART OF ME
bir' parçam hiç gitmeyecek
her gün ondan ne kadar nefret ettiğimi hatırlatacak
sonuçlara karşı durduracak
onsuz yaşanmaz bu yüzden saçmalıktır
ruhumdan çıkarmak ve
sadece açık bir delikte yaşamak istiyorum
hayatımı kontrol altına almak ve
yanık deneyimlerimi yıkayıp çıkartmak istiyorum
ilk yerde sorunlar yarattım
kafamı aşağı eydim çünkü o benim bi parçam
kalbimde sağ tarafı güçlükle görebilirsin
rutin yara izlerinden haberim var
yeni kesikler eski izlerin yerini kapatır
ve şimdi bundan midem bulanıyor
akıl sağlığımı bozan zımparalanmış düşüncelerden kurtulamıyorum
karşımda aynadaki başrol adamı olmaktansa düzeysiz olmayı isterim..
hür irademle kendimi kesiyorum
beni öldüren neyse durduruyor 
hergün bunu hissediyorum
kendi yolumu çizdiğimi hissediyorum
hissediyorum içimde kabarıyor
içimde kabarıyor
sineme çektiriyor
özgürlük eğer hiç hissetmediysen korkutucu olabilir
birkez ilgilendi mi melek gibi birşeye dokunmuş gibi hissedersin
ve sonra parçaların birleşiminin içinde erirsin
daha önceki gibi hayvan olmak için durdurdun
yanlış olduğunu bildiğin kırık parçaları çıkartmak
bütün problemler bittiğinde kendimi sakin hissediyorum
izin verdiğin sana ait başka parçaları görmeye başlıyorsun
kendi özgürlüğün için savaştığın hatıralar
seni kuyunun tam dibine çakıyor
ve sen şimdi biliyorsun
yaraların barındığı kalbinden kaybetmek için bir parça seçebilirsin
yaşayabilirsin
eğer seni neyin öldürdüğünü durdurmaya razıysan 
bende, canlı bir parçam içimde sessizce çığlık atıyor
bu parçam hiç gitmeyecek, bu parçam hiç gitmeyecek
her yere göz atıyorum herkesin nasıl olması gerektiğini anlıyorum
her dakika yanlış bir şeyleri olan kendimi her zaman görüyorum
 
 
 
PAPERCUT
Neden geceymiş gibi geliyor bugün?
Burada bir şey yolunda değil bugün
Neden çok telaşlıyım bugün
Bana tek kalan şey paranoya
Beni ilk streslendiren neydi bilmiyorum
Yada baskının nasıl beslendiğini, ama
Sadece ne hissettirdiğini biliyorum
Kafamın akalarında bir sese sahip olmanın
O içimde tuttuğum bir yüz gibi
Gözlerimi kapadığımda uyanan bir yüz
Her uzanışımda izleyen bir yüz
Her düşüşümde gülen bir yüz
Ve her şeyi izleyen
Bu yüzden biliyorum ki yüzme ya da batma zamanı geldiğinde
Bu içerdeki yüz beni duyuyor tam derimin altından
Sanki arkasına bakıp duran bir paranoyak gibiyim
Bu kafamın içinde bir kasırga gibi
İçimdeki sesi duymayı engelleyemiyorum gibi
İçimdeki yüz tam derimin altında gibi
Biliyorum içimde bir yüz var
Bana bütün hatalarımı belirtiyor
Senin de içinde bir yüz var ve
Senin paranoyaların muhtemelen daha beter
Beni ilk etkileyeni bilmiyorum ama neye dayanamadığımı biliyorum
Herkes işin gerçeğindeymiş gibi davranıyor
Ne yapabileceğini anlayamıyorum, ama
Herkesin içinde tuttuğu bir yüz var
Gözlerimi kapadığımda uyanan bir yüz
Her uzanışlarında izleyen bir yüz
Her düşüşlerinde gülen bir yüz
Ve her şeyi izleyen
Bu yüzden bilirsin ki yüzme ya da batma zamanı geldiğinde
Bu içerdeki yüz seni de izliyor tam derinin içinden
Bir yüz içerdedir tam derinin altında
Güneş batıyor
Işığın bana ihanetini hissediyorum
İçerdeki sesi duymayı engelleyemiyorum gibi
 
 
 
 
 
NOBODY'S LİSTENİNG
Hertürlü stile giriyorsun, çocuklarda bunları yapıyor
Bir numaralı soru ise "Nasıl onu ihmal edebiliyorsun"
ve geride bırakıp gittiğin kesip atılmış parçalar ve yığınıla rap parçalarını yeniden yaratıyoruz
Hoş!..Geri sarıyor
Ritmle birlikte yuvarlanıyoruz, külleri yeniden yaratıyoruz biçimsel bir şekle sokuyoruz
Sözlerle birlikte durmuyoruz ve içinde yaşamı buluyoruz, hiç unutulmayacak, henüz unutulmadıda!
Fakat bu arada, onlar bunlar benle şunun bunun hakkında konuşmak istiyordu, peki neden?
Farzetki onların üstüne düştüğü nokta onları pisletecek ve onların getirdiği pisliklerle birlikte insanlardamı pislenecek?
O gider...
seni uyarmışıtım, fakat beni herzaman ihmal ediyorsun
(yüksek ve belirgin bir sesle çağırmıştım)
Ama kimse dinlemiyor
Çok temiz bir şekilde seni çağırmıştım, fakat sen beni duymuyorsun
(yüksek ve belirgin bir sesle çağırmıştım)
ama kimse dinlemiyor
Kalbim acılarla dolu, kafam streslerle dolu!
Ellerim öfkeyle dolu, kendi içimde tuttum..
ve geride bıraktığım herşey harcadığım zamanlardı, güftelerimden nefret ediyorum, fakat herkes benden daha fazla nefret ediyor
Kendimi baskı altına çekiyorum, tahminen bu çok beter bişi, kendimle barışılıklılığımı asla koparmamalıyım
çünkü bu tüm stressler bana birşeyle yarıştığımızı anlatıyor, bana gelmiş bazı acılar gözümü iyice açmayı göstermeli
kanları unutmak yok,terler ve gözyaşları, geçmiş yıllarda yükselme çabalarım, bunlardan korkuyorum!.
Saçma muhabbetler ve bunları yapmış insanlar, ve bunlara başlamış insanlar, bunları tamamen seviyorum!
seni uyarmışıtım, fakat beni herzaman ihmal ediyorsun
(yüksek ve belirgin bir sesle çağırmıştım)
ama kimse dinlemiyor
Çok temiz bir şekilde seni çağırmıştım, fakat sen beni duymuyorsun
(yüksek ve belirgin bir sesle çağırmıştım)
ama kimse dinlemiyor
Kalbim acılarla dolu, kafam streslerle dolu!
Ellerim öfkeyle dolu, kendi içimde tuttum..
Yükselme çabaları, kan, ter ve göz yaşları!
Kazanç yok, hepsi korkutucu!
Kalbim acılarla dolu, kafam streslerle dolu!
Ellerim öfkeyle dolu, kendi içimde tuttum..
Yükselme çabaları, kan, ter ve göz yaşları!
Kazanç yok, hepsi korkutucu!
kalbim acılarla dolu...
seni uyarmışıtım, fakat beni herzaman ihmal ediyorsun
(yüksek ve belirgin bir sesle çağırmıştım)
ama kimse dinlemiyor
Çok temiz bir şekilde seni çağırmıştım, fakat sen beni duymuyorsun
(yüksek ve belirgin bir sesle çağırmıştım)
ama kimse dinlemiyor
Kalbim acılarla dolu, kafam streslerle dolu!
(Kimse dinlemiyor)
Ellerim öfkeyle dolu, kendi içimde tuttum..
(Kimse dinlemiyor)
Yükselme çabaları, kan, ter ve göz yaşları!
(Kimse dinlemiyor)
Kazanç yok, hepsi korkutucu!
(Kimse dinlemiyor)
 
 
 
NO MORE SORROW
Yalanlarının içinde kayıp mı oldun?
Kendine farkında olmadığımı söylüyor musun?
Mücadelen bir maske
Özgürlüğü korku ile değiştirdin
Yaşamları para ile..
Hayır hayır daha fazla pişmanlık(üzüntü) yok
Hatalarının bedelini ödedim
Zamanın tükendi
Değişim için zamanın geldi
Acı görüyorum,İhtiyaç görüyorum
Gücü açgözlülükle sömüren
yalancılar ve hırsızlar görüyorum.
Umudum vardı,inanmıştım
Ama aldatıldığımı düşünmeye başlıyorum
Yaptıklarının bedelini ödeyeceksin
Hırsızlar ve ikiyüzlüler
Değişim için ve silinmek için zamanın geldi
 
 
NO ROADS LEFT
hiç bi yön olmadan yapayalnız bekliyorum
nasıl bu kadar geriye düştüm?
niçin bulamayacağım bir şey olduğunu bildiğim halde mükemmelliği arıyorum?
korkumun ve kusurlarımın içinde
çökmeme izin verdim
çünkü
sessizlik beni yarıp açana kadar kaçıyorum
beni yer altına koyana kadar kaçıyorum
ve nefessiz kalıncaya kadar
biri hariç hiç yol kalmayana kadar
amacımı ne zaman yitirdim?
içimde kaybolanı yeniden kazanabilir miyim?
neden bunu haketmiş gibi hissediyorum?
neden acım gururummuş gibi geliyo?
korkumun ve kusurlarımın içinde
çöküşüme izin verdim yeniden
çünkü izin verdim
korkumun ve kusurlarımın içinde
kaçıyorum
ve sessizlik beni parçalayarak açıyor
kaçıyorum
ve o beni yeraltına koyuyor
ama hiç pişmanlık yok
ve hiç yol kalmadı kaçacak
August 18

...

03

İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ' nden

İSLAMI YENİLEMEK

İslâm yenilenemez. Anlayışı yenilemek gerekir.
Anlayış mı? Nurun aynadaki aksi...Aynayı yenilemek...
Güneş yenilenemez. Göz yenilenir.
İslâm, başı ve sonu olmayan ebedî yeninin ismi... Ona her an biraz daha nüfuz etmektir ki, yenilik...
Bir günü bir gününe eş geçen aldanmıştır" hadisindeki sonsuz hikmettir ki, yeninin ve yeniliğin sırrını getirmiştir.
Dava işte bu manada İslâm'ın yeni neslini yuğurmakta...
İslâmın en yeni, değiştirilemez ve örnek nesli, Resul eliyle yuğurulan sahabîler...
Sahabilerin ardından "Tâbiiler bu nesil çizgisini uzatmışsa da onlardan sonra dava ictimaî planda zaafa uğramış ve büyük ferdî zuhurların çevrelediği mahzun zümrelerden öteye geçilememiştir. Bu tecellide, muhafazası en zor iş olan aşkı kaybetmenin ve kaba akılla yapayalnız dış planda kalmanın neticesi olarak ilahî hikmet aşikar...
Emevî ve Abbasi devrelerini takip ederek Türk'ün eline geçen İslamî devlet livası, 600 küsur yıllık gerçek devlet hayatının ancak 250 senesinde böyle bir nesle yataklık etmiş, ondan sonra 300 yıl korkunç bir aşk ve üstün anlayıştan yoksunluk çığrına girmiş, 100 küsur senedir de, aynı ham yobaz ve kaba softa idrakinin tersine dönük şekliyle bütün cehdini İslâm'a karşı çıkmakta bulmuştur.
O gün bugündür ki, nesillere kahraman diye tanıtılanlar İslam'dan fikrî ve fiilî icracıları olmuştur.
İslamı, zatından zerre feda etmeden olanca saffet ve asliyetiyle kucaklayabilecek ve nefslerinde yenileyecek nesillerin böylece köküne kibrit suyu dökülmeye başlanınca, din ihtiyacından büsbütün kurtulamayan muvazaacı mizaçlar her tarafta işi reformculuğa dökmüş, ve olduğu gibi bir İslâm yerine, oldurulmak istenildiği tarzda bir İslâm'akapı açmaya bakılmıştır.
Reformcu İslâmı şu veya bu görüş ve mezhep lokomotifine bağlamak, onu zatına ve aslına göre değil, şahsi nefsine ve idrakine iliştirmeye kalkmak, böylece çürük gördüğü bir binayı kendince payandalamaya yeltenmek bakımından; İslâm'a cepheden zıt olanlardan daha tehlikelidir; ve İslam'ı kalb ve göz yenilenmesi yoluyla koruyacak olan nesil, cemiyet dairesi içinde kendisine üç düşman tanıyacaktır. Aşksız ham yobaz, duygusuz kâfir, nasibsiz reformcu...Yani ruhu kör nefsinde kabuklaştıran, büsbütün inkar eden ve bu ikisi arasında arabuluculuğuna kalkışan...
İslâm, 500 yıl kılıcını elinde tutan Türkiye'de bozuldu ve her yerde altüst oldu. Bu, ancak Türkiye'de düzelirse her yerde sağlığa kavuşabileceğine ait ilahi bir ihtar...
· İslâmı yenileyecek olan nesil, bu ruh ve madde felaketleri Türkiye'sinde son ve som, hepçi ve bütüncü tepki halinde zuhur etmekle mükellef...
Bunca zevalin ardından ancak kemal çığırı açılabilir...
Dört büyük halifenin sırayla şiarları olan merhamet, celadet, edep ve akılda tam ikmalli ve teçhizatlı olarak, 15. İslâm Asrının eşiğinde, İslâmı yenilemek davasını çözümleyecek nesilden, ana rahmini tekmeleyici sesler duyuluyor. Aya gitmek hüner değil, bu sesleri güneşten duyulacak derecede fikirde ve aksiyonda yükseltmek marifet...


GENÇLİĞE HİTABE

HİTABELER'den…

GENÇLİĞE HİTABE

Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
"Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir gençlik...
Devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk ikibuçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hakimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını Allahın, Kur'ân'ında "belhüm adal" dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da İşgâl ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, Türkü madde plânında kurtardıktan sonra ruh plânında helâk edici tam dört devre bulunduğunu gören... Bu devreleri, yükseltici aşk, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önündedimdik bekleyen bir gençlik...
Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün "dikey"leri "yatay" hale getirecek bir nida kopararak "mukaddes emaneti ne yaptınız?" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün dâvacısı bir gençlik...
Halka değil, Hakka inanan; meclisinin duvarında "Hakimiyet Hakkındır" düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik...
Emekçiye "Benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardıcı olamzsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın!" ; Kapitaliste ise "Allah buyruğunu ve Resûl emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!" ihtarını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...
Bir buçuk asırdır yanıp kavrulan ve bunca keşfine ve oyuncağına rağmen buhranını yenemeyen ve kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığını, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezheb, ortada ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik...
"Kim var?" diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan fert fert "ben varım!" cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!" duygusuna sahip bir dâva ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...
Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi bir gençlik...
Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin bir gençlik...
Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, fuhş albümü gazetesi, şaşkına dörmüş ailesi ailesi, ve daha nesi ve nesi, hâsılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve temmişesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tek başına onlara karşı durabilecekdestanlık bir meydan savaşı içinde ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik...
Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiçbirini beğenmeyen, onlara "siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başınıza gelmezdi!" diyecek ve gerçek müslümanlığın "ne idüğü"nü ve "nasıl"ını gösterecek bir gençlik...
Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin alemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, sarınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik...
Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, devrimbaz kodomanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım.
Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır!

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!...

Allahın selâmı üzerine olsun...

ALLAH'IM SENİ İSTİYORUZ

TANRI KULUNDAN DİNLEDİKLERİM' den

 

ALLAHIM, SENİ İSTİYORUZ!


Yıllardır insanlık, derin ve sinsi bir dert çekiyor. Bu dert, sinirleri bozuk bir mirasyedi oğlunun iç sıkıntısı. Mirasyedi çocuğu, gözünün bir işaretiyle yeryüzünün bütün çeyizlerini ayağına serdirebileceği halde hiçbirisiyle avunamıyor. Lâstik toplarını ısırıyor, renkli balonlarını iğneliyor, motorlu fillerini, pervaneli atlarını yerlerde süründürüyor ve bütün zenginliklere arkasını dönmüş, bir pencereden, bir türlü kendisine kadar gelemiyen güneşin toprak üstündeki altın lekelerini seyrediyor. Bu hastalık, masallardaki dünya güzeli şehzadelerin derdi gibi bir şey... Başında bin doktor ve üfürükçü, bin hokkabaz ve falcı çare arıyadursun; o, günden güne fenalaşmakta...

Denizaşırı bir memlekette bir takım kardeşleri, tuhaf bir ülke kurdu. Evleri itfaiye merdivenlerinden, gökleri arı kovanlarından, sokakları, üstünde binlerce bıçağın işlediği bileği taşlarından farksız... Orada, uzun boylu, cam gözlü, dört köşe omuzlu; az konuşan, konuştuğu zaman da kurbağa gibi sesler çıkaran bir insan örneği pey dahlandı. Suratı yoğurttan daha çizgisiz olan bu tipin ne zaman ağladığı, ne zaman güldüğü, ne zaman heyecanlandığı belli değil... Yalnız bir paspasın üstünde, yumruklarına deriden bohçalar sarmış iki çıplak insan boğuşurken; milyonluk kalabalıklar karşısında, bir takım kısa pantalonlu çocuklar meşinden bir yuvarlağı kovalarken; iki lâstik tekerlekli araba 80 derece meyille bir dönemeci kıvrılırken gırtlağından nâralar boşanıyor.
Ufak bir ameliyatla aşka ait her kahırdan kurtulmuş harem ağaları gibi, içinin bütün zehirlerini sinirleriyle beraber söktürmüş olan bir insan örneği, teselliyi cematlaşmakta aramanın korkunç misali...
İşte, bütün hârikası sadece kemiyet plânını alabildiğine köpürtmekten ibaret (Yeni Dünya) isimli diyarın macerası!..

Beri tarafta, şarka doğru bitmez ormanlar ve sonsuz (step)ler memleketinde başka kardeşleri, yıldızların bile duyduğu bir çığlık kopardılar: Komünizma!..
Yenicami merdivenlerinde asker terhislilerine leke sabunu satan işportacıların kolay belâgatiyle dünyayı, asırları, medeniyetleri, milletleri ve sınıfları markaladılar. Bütün derdi, fazladan bir demet soğan, bir şişe yağ ve iki saat istirahatten ibaret bir sınıfın istırabı, insandaki büyük ve mücerret idrâk ıstırabının yerini almak istedi. O gündenberi kâinatı dört köşe gören bir madde telâkkisi, hâdiselerin ebedî düğümünü arıyan ruh kavrayışına; sefil bir yokluk mantığı, mantığın üstündeki varlık murakabesine; Eskimolara bile vâdeden insaniyetçi dolandırıclık, millet aşkına; sokak afişçiliği, sâf ve hâlis san'ata; âdî vu zuh, ulvî muğdile düşman kesildi. Sonunda onlar da, ezelî ve ebedî kıymetlerin çoğuna, merkezinden mahrum olarak, sinsi sinsi dümen kırmakta aradılar muvazeneyi...

Gelelim, (Adriyatik) kıyılarından esmeğe başlayıp Baltık sahillerinde kasırgalaşan, sonra dünya büyüklüğünde bir balon gibi patlayıveren mahut tecrübeye: Faşizma ve Nazizma!...
Bu tecrübe, eşya ve hâdiselere tahakküm iktidarından düşen, öz terakkileri içinde boğulan (Greko - Lâtin) medeniyetinin kendi nefsine karşı bir aksülâmeli oldu. Bir aksülâmel; kendi kanunlarına, mukaddeslerine karşı bir isyan ve ihanet... Garp medeniyetinin son yemişi müsbet bilgiler, onu bir hançer gibi tutan elde, hiçbir başka hak ve mukaddes tanımaksızın, mutlak bir imtiyaz ve tahakküm edasiyle mirasa konmak istedi.
Ve meydanı, hiçbir insanî ideolocya gayreti olmıyan, sadece kâbuslarda bile görülmez bir iştiha ve ihtiras psikolocyasiyle şişmiş, ilim ve sistem sahibi bir canavarlık hamlesi kapladı. Netice malûm...

Ya demokrasyalar?.. Hastalığın başı onlarda!.. Bir zamanki sahte muvazeneleri ve sonra bu muvazeneyi allak bullak eden madde keşiflerinden sonra, rahimlerine bu iki (menfi)yi düşüren, bilmeden geliştiren, doğuran ve nihayet teker teker boğup kilise kapılarına bırakmaya mecbur olacak kadar bedbahtlaşan; şu ânda maddede muzaffer, fakat mânada büsbütün müflis onlardır!

Hiçbir misal ve tecrübe, insanlığı kandıramıyor. O, kifayetsizi ve dalâleti hemen seziyor. Menfiyi, çürüğü, günübirliği sezmek işten bile değil, fakat müsbeti, sağlamı, devamlıyı bulmak, dâvaların dâvası...
Niçin o kadar tapındığı müsbet ilimler ona tesellisini vermiyor. Ölülerin kalbini şişelerde zıplatan doktorları; suyun altına, havanın üstüne merdiven kuran mühendisleri; Londradaki fısıltıyı Tahranda dinleten kâşifleri var. Bütün bunlar içinin yıkıntısına niye ilâç değil?..
Ruhunun bütün nizamı çöktü. Bestekârın kulağına eski vecdin sesleri yerine sar'alı kadın çığlıkları ve Afrikalı vahşi tepinmeleri geliyor. Ressamın gözüne, eski âhenkli yüzler yerine, yedi başlı zebanîler ve kemik hastalıkları koğuşundan seçilmiş hilkat galatları görünüyor. Mimar, gökyüzüne bağırsak gibi şeyler çekiyor. Şairin şiiri, daha içini okumadan, uzaktan bakıldığı vakit, kocakarı ağzı gibi yıkık dökük... Üstünde oturduğumuz eşya, taş devri âletleriyle yontulmuş, işsizlik, ümitsizlik ve bedbinlik teneşirleri...
İnsanlık bunalıyor!!!
İşte bütün dâva; insanlık bunalıyor!!!
Belki de bunalmaktan kurtulmak için ayaklandırdığı kıyamete rağmen insanlık bunalıyor. Ve asıl bundan sonra bunalacak!...
Son yıllarda zamanın en ince çizgisine dokunan filozof ormanlarda dolaştı; ve (Bunalma felsefesi) başlığı altında korku ve sıkıntıyı bestelemeğe çalıştı. Şimdi de insanlığın beklediği yeni ve büyük (metafizik)ten bahsediyorlar!

Artık anlıyoruz; Allah dünyamızdan çekilmiştir!
Dünyanın ve her şeyin mutlak sahibi dünyadan çekilmedi; dünyanın kalbleri, kendilerini onun nurundan çekti. Allah dünyamızdan çekilmiştir.

Bize kim yol verecek? Kabuğunu emdiği şeyin ruhunu tüküren ham ve kaba softa mı? Adını bile anmayın!
Basit ve tabiatın üstünde, âlem içi âlem sezen yepyeni (fevkalâde) telâkkisi; sen neredesin? Kaz kümeslerine sığmayan üstün ruhun, istikbâle ve mâveraya iştiyakından ne haber?.. Kurbanlık koyunlar gibi boynu kesilmiş büyük saffet ve teslimiyet; bizi E f e n d i m i z e ancak sen kavuşturabilirsin!

Niçin yıllarca güneşe, ateşe, öküze ve ağaca taptık?.. Ne diye bu âdi maddelere ruhumuzun esrar gömleklerini giydirdik? Hep bu dört köşe şeklin dışındaki ruhu, hep bu yaşadığımız günün ilerisindeki ânı, hep bu gençliğin üstündeki durağı ifadelendirmek için...
Dünya ilk defa olarak Allahsızdır. Artık ne bir (harikulâde) telâkkisi, ne bir sonsuzluk duygusu, ne bir gizlilik idrâki, ne bir yarın iştiyakı!..
Hızını büyük imanlardan alan müsbet bilgilerimiz, lokomotifi bozulmuş vagonlar gibi ilk darbeyle yürüyor ve hep inişlerden faydalanıyor. Yokuş göründü! Vagonlardan çığlıklar geliyor: Nasıl tırmanacağız?..
Allah dünyamızdan çekildi. Bu çekiliş, bir insandan cesaretin çekilişi, bir çehreden sevginin uçuşu, bir bahçeden baharın gidişi gibi, kaba madde üzerinde takibi mümkün bir iş değil!...
Ve işte bunalıyoruz!!! Günün en ince çizgisi, bu... Rahatsızız; mahduda sığamıyor, hudutsuzu dolduramıyoruz.
Her sakatlık ve çarpıklık yalnız bu yüzden...
Bu hal, her vasfı ihmal edilen ruhun, göze görünmez bir plânda, kâinat kadar büyük şahsiyetini ihtar edişinden doğmakta...

Dünyanın ve her şeyin mutlak sahibini, has aynası olan gönüllerde, mutlak sahiplik tecellisine dâvet etmeyi bilecek miyiz, bilmeyecek miyiz? Bilmeyeceksek bilelim ki bir saniye ilerimizde, artık bir daha zerrelerimiz yanyana gelmemecesine müthiş, patlama ânı var!..

Allahım! Seni istiyoruz!..

SAKARYA TÜRKÜSÜ

SAKARYA TÜRKÜSÜ

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolunun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..

(1949)


 

KALDIRIMLAR

1
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayâl görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..


2
Başını bir gayeye satmış kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur,
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...


3
Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

Ondan bir temas gibi rüzgar beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...

(1927)

ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP

ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP

Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak.
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler, bugün "maruzât"!
Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccâdemin yününde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem!

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!

Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!

Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allaha açık.

Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
İplik ki, incecik, örer boşluğu.

Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!


 
No list items have been added yet.
Photo 1 of 341
by 
by